İlk Avatar filmi yayınlandıktan sonra sayısız rekor kırdı ve yönetmen James Cameron’ın dört devam filmi için bir anlaşma imzalamasına yol açtı.

James Cameron ilk olarak 1994 yılında Avatar üzerinde çalışmaya başladı, başlangıçta Titanik’in 1997’de gösterime girmesinden hemen sonra çekmeyi hedefliyordu ancak bu planı 10 yıldan fazla ertelemek zorunda kaldı. Cameron, vizyonunu yeniden yaratmak için gerekli teknolojinin henüz mevcut olmadığını ve nihai ürünün beklemeye fazlasıyla değdiğini açıkladı. Avatar, dokuz dalda Oscar’a aday gösterildi ve üçünü kazandı.

Film, Rotten Tomatoes’da %81 eleştiri puanı aldı ve on yıldan fazla bir süredir tüm zamanların en yüksek hasılat yapan filmi olarak kaldı, ancak galasından bu yana geçen yıllarda Pandora dünyasının heyecanı azaldı. Hatta bazı insanlar Avatar filminin aslında o kadar da iyi olmadığını bile ilan ettiler. Çoğu kişinin devam filmini küçümsemesine rağmen Avatar 2 bir başka gişe başarısı olma yolunda büyük bir potansiyele sahip.

Belki de her şeyden çok Avatar’ın yenilikçi şöhreti onun etkileyici bir gişe kazancıdır. Film, Aralık 2009’da gösterime girdikten sonra birçok gişe rekoru kırarak toplamda 2.789 milyar dolar ile dünya çapında en yüksek hasılat yapan film ve ayrıca 3D-IMAX formatlarında dünya çapında en yüksek hasılat yapan film oldu. Ayrıca Çin, Romanya, Güney Kore ve Birleşik Krallık gibi ülkelerdeki listelerin zirvesinde uzunca bir süre yer aldı.

İlk Film Endüstriye Yön Vermişti

Cameron, Avatar’ın sadece bir filmden daha fazlası olmasını, aynı zamanda türünün tek örneği olmasını amaçlamıştı. Bunu başarmak için animatörlerin yani oyuncuların yüz ifadelerini daha iyi yakalamalarını sağlamak için yeni hareket yakalama animasyon teknolojileri ve geniş alanları aydınlatmak için CGI öğelerini tekstüre etme sistemlerinde kendini geliştirdi. Cameron, CGI’ın mümkün olduğunca gerçekçi görünmesini istedi ve bu gelişmeler Avatar’a filmlerin geleceğini değiştiren şok edici bir gerçekçilik seviyesi verdi. Bunun yanında 3D formatını tekrardan hayata döndürdü ve popüler hale getirmeyi başardı.

İlk Avatar filminin büyük bir hayal kırıklığı yaşatacağı düşünülüyordu, ancak durum böyle olmadı. Şimdi aynı şey ikinci film içinde söyleniyor ve filmin başarılı olup olmayacağı gerçekten merak ediliyor.

Cameron ise orijinal Avatar gibi, Avatar 2 içinde filmlerin yapım şeklini sonsuza kadar değiştirecek yeni teknolojileri hayata geçirdi. Avatar 2’nin çoğu sekansı su altında geçeceği için Cameron, oyuncuların okyanus akıntılarını taklit eden 900.000 galonluk bir tanka daldırılmasını hayata geçiren sualtı hareket yakalama teknolojisi tasarladı. Cameron, kendi yöntemi ile geleneksel olarak sualtı sahnelerini çekmek için kullanılan ve oyuncuları kablolar üzerinde havada asılı tutan yöntem arasında açık bir fark olduğunu açıkladı. Bu yenilik Avatar 2 için büyük olasılıkla şaşırtıcı olsa da başka bir sualtı filmi için de felaket anlamına gelebilir. Çünkü Aquaman 2 çekimleri için geleneksel yöntemlerden birisi olan motion capture kullanıldı. Umuyoruz ki ikisi arasındaki gerçekleştirilen herhangi bir karşılaştırma her ikisinin de güçlü yönlerini kucaklayacak ve yansıtacaktır.