Büyük ölçüde 2008’deki Iron Man’e kadar uzanan MCU, bugün olduğu gibi Hollywood topluluğunda çok fazla tartışmaya konu oldu. İkonik yönetmen Martin Scorsese, 2019’da Marvel filmlerinin birer sinema filmi olmadığını ve daha çok “tema parkları” konseptiyle ilerleyen filmler olduğunu söylediğinde bu tartışma ilgi odağı haline geldi. O zamandan beri yönetmenin düşüncelerine katılan bir sürü önemli isim oldu ve bunun yanında Marvel filmlerini geçerli bir sanat biçimi olarak savunan Nick Fury oyuncusu Samuel L. Jackson gibi pek çok oyuncu ve yönetmen bu tartışmaya ağırlık verdi.

Yeni gündemde tartışmaya katılan ünlü aktör Christopher Walken, Marvel ve MCU’yu çevreleyen bu tartışmaya kendi düşüncelerini ekledi. Walken, 1950’lere dayanan kariyeriyle bugün Hollywood’da çalışan en tanınmış aktörlerden biridir. Oyuncu en çok The Deer Hunter ve Catch Me If You Can gibi filmlerdeki rolleriyle tanınıyor ve son olarak Apple TV orijinali bir yapımdaki rolüyle büyük beğeni topladı. Walken ayrıca yakın zamanda Dune: Part Two’da da yer alacak.

Yeni bir programda konuşan Walken, Marvel filmleri etrafında dönen bu tartışmalara kendi fikrini de ekliyor. Oyuncu, MCU filmlerine ayrılan büyük bütçelerle bir düzine daha küçük filmin yapılabileceğini açıklıyor. Walken ayrıca daha genel olarak film endüstrisinin durumundan da bahsederek, daha küçük filmlerin sinema salonlarında artık yeri olmadığını ve yalnızca büyük destek gören filmlerinin sinemalarda gösterime girdiğini söylüyor. Aktörün tam olarak dedikleri şöyle:

Kimse benden Marvel filmlerinde oynamamı istemedi! Ama bence yapımı 200 milyon dolara mal olan filmlerin yerine o parayla düzinelerce daha küçük film çekilebiliyor olması çok kötü. Şimdi bir film yaparsanız, o büyük yapımlardan biri olmadıkça bir sinemada görülme ihtimalinin düşük olması çok kötü. Artık daha küçük filmler daha büyük olasılıkla doğrudan küçük ekrana gidiyor.

Marvel filmlerini çevreleyen tartışma Hollywood’daki tanınmış insanlar için bile açıkça kutuplaştırıcı bir tartışmadır, ancak Walken’in yorumu, Marvel ve MCU’ya karşı argümanın iki ayrı fikre bölünebileceğini gösteriyor. Aktörün görüşü bazı açılardan Scorsese’nin görüşlerini yansıtsa da, özellikle Marvel filmlerinin sanat olarak geçerliliğini sorgulamıyor ve bunun yerine filmlerin devasa bütçelerinin ve bir bütün olarak endüstrinin durumunun olumsuz yönlerine odaklanıyor.

MCU filmlerinin ” sinema ” ya da geçerli bir sanat türü olarak kabul edilmesiyle ilgili sorun çıkarmak, Jackson’dan ve hatta WandaVision yıldızı Elizabeth Olsen’den benzer makul tepkilere yol açtı, ancak bugünün film manzarasının ilk filmdekinden çok farklı olduğu inkar edilemez.

Birçok izleyici daha küçük, auteur odaklı filmlerin sinemalara geri dönüşünü kesinlikle sevecek olsa da, Doctor Strange in the Multiverse of Madness ve Spider-Man: No Way Home gibi MCU filmleri hala başarılı bir şekilde izleniyor. Geleceğin filmler için neler getireceğini ve Walken’in daha küçük filmlerin geri dönüş yapma isteğini yerine getirip getirmeyeceğini göreceğiz, ancak şimdilik Marvel filmleri kesinlikle bu sektörde hayatta kalmaya devam edecek.

‘Auteur’: François Truffaut tarafından 1954 yılında yazılan bir makalede ortaya atılan teoridir. Teoriye göre iyi ve kötü filmlerin olmadığı, iyi ve kötü yönetmenlerin olduğu savunulmaktadır. Bu teori yönetmenleri ressamlara, film ekibini de bir nevi boyaya benzetmektedir.