DC’nin The Batman’inden geçtiğimiz günlerde yayınlanan silinmiş bir sahne, izleyicilere Barry Keoghan’ın Joker’ine daha yakından bakmalarını sağladı ve karakterin ürkütücü görünümü daha önce hiç görülmemiş bir etki yarattı. Yönetmen Matt Reeves, Joker’in yara izlerinin nedenini, karakter için ne anlama geldiğini ve bunun serinin ilerlemesini nasıl etkileyeceği konusunda ufak tefek açıklamalar yapmıştı. Yayınlanan bu görüntülerle izleyiciler artık Bruce Wayne’in en zorlu rakibinin en son versiyonu hakkında net bir bakış açısına sahip.

Tipik olarak Joker karakterinin takdiri birkaç dikkate değer şeye odaklanmıştır: “Joker gülüşü”, ve makyajlı görünümü. Bu olay hikayesi bilinçli olarak gizlenen ancak Joker’in yaralarını nasıl aldığına odaklanan The Dark Knight’taki Heath Ledger’ın Joker’i tarafından güçlendirildi.

Joker, Yüzündeki Yaralara Nasıl Sahip Oldu?

Joker aslında yaralarını “almadı”, her zaman onlara sahipti. Reeves önceden oldukça net bir açıklama yapmıştı: “Ya bu doğuştan olan bir şeyse ve gülümsememesine izin vermeyen bir hastalığı varsa? Ya bu yaşananlara çok karanlık bir tepki vermiş, hayatını ona bakan insanlarla geçirmek zorunda kalmışsa?” diye ekledi. “Hayat ona acımasız bir şaka oldu ve bu onun yanıtı, sonunda kendini Joker olarak ilan edecek.”

Joker’in yara izlerinin arka planı ve gizemi uzun zamandır karakteri türlü şekilde tanımlıyordu. Heath Ledger’ın Joker’i kendi hikayesini kısaca anlatmıştı. Joaquin Phoenix’in Joker’inde henüz bir yara izi yok, çünkü filmin çoğunda Arthur Fleck olarak yer alıyor. Bu yara izleri karakterin her zaman dünyayla olan ilişkisinin bir işareti oldu ve Keoghan ise tüm evrenle savaşta olan bir versiyonunu izleyicilere sunuyor.

Artık Tek Odak Noktası Gülümsemesi Değil

Joker’in yaralı ağzıyla gülümsemesi ikoniktir, ancak Keoghan ve Reeves bu film için vücudunun her yerinde yara izleri olan bir Joker yarattı. Silinen sahnedeki görüntüsünün ilk karesinden itibaren gözüken yara dokusu ve hırpalanmış et kümeleri arasında filizlenen seyrek yeşil saç tutamları gösteriliyor. Karakterin tırnakları bile çürüyor.

Anlatıya göre yüzünde doğuştan gelen kalıcı bir gülümseme var, ki bu trajik. Ancak sinemasal olarak gelen bu fikir, karakterin yaratılmasına ilham veren 1928 yapımı Gülen Adam adlı sessiz filmden geldi.

Joker’in başlangıç ​​hikayesi her zaman belirsiz olmuştur demek doğru olur. Karakter “sadece dünyanın yanışını seyretmek istemek” ile kaçınılmaz bir sağlık sorunu yüzünden çılgın bir yaşama zorlanmak arasında kayan iki ölçek arasında yer aldı. Keoghan’ın Joker’i ölçeğin ikinci ucunda duruyor gibi gözüküyor. Sert ve etkileyici bir geçmişe sahip bir Joker’i daha genç, daha duygusal bir Bruce Wayne ile karşı karşıya getirmek, bu güç dinamiğini devam filmiyle etkileyici bir psikolojik gerilime dönüştürebilecek potansiyeliyle beraber geliyor.

Matt Reeves’in 4K olarak yayınladığı silinen Joker Sahnesi: